29 Mart 2018 Perşembe

Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi ve Kızılelma.

 'Türk cihan hâkimiyeti' kavramını Allah’a ortaklık iddia etmekle eşdeğer göstermek, insaf ve izan kelimeleriyle yan yana gelmesi mümkün olmayan bir psikolojinin eseri olsa gerekir.. Yani cihan hâkimiyeti davası güden Fatih, Yavuz, Kanunî gibi hükümdarlar, Allah’a ortak mı koşuyordu?
Osmanlılarda; Kızılelma’nın ya da altın kürenin kaybı/ele geçirilmesi Müslüman Türkler için bir hedefe ulaşılması, Hıristiyanlar için ise Türk hâkimiyeti altına girilmesi anlamına gelmekteydi..

Kızılelma sürekli ulaşılmaya çalışılan bir ülkü.. Bir hedef ele geçirildiğinde ise oranın imar ve inşası, orada düzen ve adaletin tesisi demektir..
İstanbul’u fetheden Fatih, şehrin imar ve inşasını 'cihad-ı ekber' yani 'en büyük cihat' olarak tanımlamıştır.. Asıl marifet şehirleri imar ve inşa edip halkın gönlünü kazanmaktır.. İşte Osmanlı’nın Selçuklu’dan tevarüs ettiği 'cihan hâkimiyeti' anlayışı budur..
Kızılelma, Osmanlı’nın dağılma döneminde Türkçülüğün sembollerinden biri hâline gelmiştir.. Bu defa dağılan devlet yerine Turan’ın kurulması ülküsü Kızılelma olur..
Ziya Gökalp’ta Kızılelma bu defa, çökmekte ve dağılmakta olan Osmanlı Devleti yerine bütün Türklerin bir araya gelerek kuracakları ve yüzyıllardır özlemini çektikleri Turan ülkesiyle eş anlamda kullanılır..
Özetle; Kızılelma bir ülkünün adıdır.. Ordu ve askerler için fethedilecek yerdir, Konstantiniyye’dir, Roma’dır, Beç’tir, padişahın atının gittiği yerdir, hükümdarlar için dünyaya adalet ve nizam götürme, i’lâ-yı kelimetullah, Tanrının adını yüceltme davasıdır..
Böylesi ulvi gayelere hizmet için rahatını bir yana bırakarak ömrünü seferlerde geçiren, öyle uçaklarla, trenlerle değil; at sırtında veya bir araba ile aylarca yol kat edip sarp yollardan geçerek, genç yaşta hastalıklardan bitap düşerek vefat eden Fatih Sultan Mehmed’i şirk ile suçlayan zihin yapısının bunu anlaması tabii ki mümkün değildir..
Kendisini, ailesini, milletini tanımayan ve sevmeyenlerin evrensellik ve hümanizm iddiaları karşısında; bir ayağı kendi tarihine, kültürüne sımsıkı bağlı öbür ayağıyla dünyayı kavramaya çalışan bir bakış açısı, bir ülküdür bu..
Bugün, Türk Milletinin 'Kızılelma'sı, yeniden medeniyetimizi ihya ve insanlık için daha adil, dengeli, yaşanabilir ve huzurun hâkim olduğu bir dünyayı inşa ülküsüdür..
Çevre sorunlarına nasıl çare bulacağımıza, insan hak ve hürriyetlerini nasıl teminat altına alacağımıza, maddi ve manevî sefaletin nasıl üstesinden geleceğimize kafa yormak başlıca görevlerimizdendir..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder