14 Nisan 2019 Pazar

MÜLTECİ KONUSU

Bir simülasyon yapalım ve ülkemizin Suriye benzeri bir duruma düştüğünü düşünelim. 20 milyon nüfusun bölge ülkelerine mallarını, paralarını yanlarına alarak iltica ettiğini varsayalım. Şimdi bu mülteciler, yani vatanlarını terk edip gidenler, hain değil de nedir? Ve zaten ülke de, bu hain ve kâfir yığınların tepkisizliği nedeniyle bu duruma düşmemiş midir? Bizim için hain olanlar, başka toplumların dostu olabilir mi?
Suriyeliler konusu, din, inanç veya kardeşlik üzerinden yani sömürü ve duygusal nutuklar üzerinden işlenecek bir konu değildir. Siz hiç inanıyor musunuz, vatanlarını bırakıp gelen 5 milyon Suriyeli'nin, atalarının Çanakkale'de ve 1. Dünya Savaşı'nda bizimle birlikte çarpıştığına? 5 milyon Suriyeli, ülkelerinde hak ve adaleti savunup, münafıkların oyunlarına gelmemiş olsaydı, ülkeleri bu hâle düşer miydi?
Denilebilir ki, savaştan kaçıyorlar?
Musa’nın kavmi de öyle yapmıştı!
Sonra ne oldu?
Bütün yeryüzünde, sefil biçimde dolaştılar.
Peki, bu mülteciler mümin olsalardı, üstlerine düşenleri yapmış olsalardı, kısaca adam olsalardı, Suriye bu duruma gelir miydi?
Demek ki onlar, kendi günah ve veballerinden kaçıp, Yahudiler gibi ‘bizim yerimize siz savaşın’ diyenlerdir.
Yok öyle şey!
Dolayısıyla böyle söylemlere gerek yoktur. Aklın ve vicdanın yolu birdir. İstisnaları olmak kaydıyla, kendi ülkesine hayır ve iyiliği dokunmayan, çıkarcı, korkak, ne idüğü belirsiz yığınların, hiçbir ülkeye iyiliği de dokunmaz.
Kadın, çoluk çocuk, yaşlılar, konunun anlaşılır yanıdır, burası elbette tamam.
Peki, Suriye’de savaş bitmesine rağmen, niçin ülkelerine dönmüyorlar?
Eğer içlerinde zerre kadar vatan sevgisi olsaydı, vatan ve ülkelerinin yeniden inşası için ülkelerine dönmeleri gerekmez miydi?
Kendi vatanını sevip, korumayanlar, hangi vatanı koruyabilirler? Gittikleri vatanlar benzer durumlara düştüğünde, o vatanları savunabilir mi?
Filistinlilerden de mi örnek almıyorlar?
Her gün ölüyorlar, ama vatanlarını bırakıp gitmiyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder