28 Ekim, 2026

AHLAKİ DÜŞKÜNLÜK

 Vicdan ile ego çatıştığında akıl adil davranmayı ve hakkı sahibine teslim etmeyi sağlıyorsa o kişi iyi ahlak sahibidir.

Hayvanlar da bir sürü “iyi edimlere” sahiptirler. Ama onlara yol gösteren güdüleridir. İsteyerek, bilerek “kötü” davranamazlar.
İyi ahlak, aksine davranmak mümkün iken, insanoğlunun akıl ve vicdanı ile “doğru” yönde davranmasıdır.
Bu davranışlar da ahlaktan daha ileri olan "etik kuralları" oluşturur, evrenselleşir ve hukukileşir.
Ahlakının önüne dindarlığını, ideolojisini vs. koyanlar ise, sırf bir dine inandıkları veya bir ideolojiden oldukları için, davranışları "etik ve hukuki" sınırlar dışında olsa da ahlaklı olduğu tesellisiyle hem kendini, hem çevresini kandırmaya çalışır.
Etrafa biraz dikkatle bakılıp, sebep sonuç ilişkisi kurulduğunda, bu metinde anlatılanın yüzlerce örneği görülecektir ki 2000 yıl önce etik konusunda tartışmaya başlamış batı felsefesi ve hukuku karşısında düşkünlüklerimizden birisi de budur.
Bu ahlaki ve etik düşüklük iktidarlarda, egemenlerde görülüyorsa bulaşıcıdır. Yukarıdan aşağıya, halka bulaşıp, pandemi haline gelir.

14 Ekim, 2026

KAHT-I RİCAL (Adam Kıtlığı)

 İktidarından muhalefetine, bürokrasisine, bizim tepe yöneticilerimiz zeki, yetenekli ve üretken insanları sevmezler. Kendilerine tehdit hissederler. Ancak, hiçbir şey üretmese bile kurnaz ve yalaka insanları, dalkavukları pek severler. Çünkü o kurnazlar bu durumu bildikleri için üstlerinin yanında kuzu gibi olur, yalakalık eder, bütün gayretleriyle varlıklarının sebebi olan üstlerini yerinde tutmak için çalışır, entrikalarını yapar, buralardan nemalanırlar. Karakterleri silik, ahlakları düşük olduğundan, her alçaklığa da çok yatkındırlar.

Dolayısıyla liderlik vasfı olan veya olmayan, bir şekilde tepeye tırmanmışlarımız, üretmez, kokmaz-hımsımaz adamalarla yönetim kadrolarını doldurup, bir taraftan zahiri kurtarırken bir taraftan da kendi yerlerini korurlar.
Nepotizm, yani akraba, yandaş, yalaka kayırmayı ise kadrolaşmanın merkezine koyarlar.
Haaa teşkilat, başarı, insan kaynağı vs. ise olduğu kadar olur, olmazsa da bahane mi tükeniyor?
Zeki, yetenekli ve üretken insanlar ise genellikle eyvallahı olmayan tiplerdir. Çünkü onların nemaya filan ihtiyaçları olmaz, ne iş yapsalar başarılı olurlar. Yalakalık etmedikleri için de azınlıkta kalıp bir şekilde yönetim kadrolarından elimine edilirler. İşte bu durum da, ülkede yetişmiş, yetenekli insan bolluğu varken, idari kadrolardaki vasıfsız insanlar yüzünden, adam kıtlığı anlamına gelen "Kaht-ı Rical" durumunu ortaya çıkarır.
Şöyle bir bakınız, istisnalar kaideyi bozmamak kaydıyla, iktidarda ve muhalefette son 40 yıldır sorundan, yalandan, talandan, vurgundan başka ne ürettiler?
Artık bilgiye ulaşmak internet alemi sayesinde çok kolay, kimin ne ürettiğini, neler yaptığını, neler söylediğini şak diye bulur, şuk diye ortaya dökebilirsiniz.
Son 40 yıldır yeni bir siyaset mi üretildi? Yeni bir propaganda mı geliştirildi? Olumlu ve milletten yana yapısal değişikliklere mi gidildi? Ülke kalkındı mı? Üretim arttı mı? Halk zenginleşti mi? Milletleşme arttı ayrışma bitti mi? Kültür sanat gelişti mi? İnsanlar daha mı dindar oldular? Ahlak, etik arttı mı? Yeni söylemler mi geliştirildi? Yeni örgütlenmelere mi gidildi? Ülke bağımsız mı oldu? vs. vs.
Maalesef hayır...
Üretimi yapacak, değişimi yapacak ancak ve ancak nitelikli insanlardır. Eee, bizde de yetenekli insanlar pek sevilmediğine, tırnağının bile uzamasına fırsat verilmediğine göre ve her şeyimiz "biatçılık" üzerine kurgulandığına göre, değişim ve gelişim beklemek de tabi ki hayal olur.
Gerek siyasi partilerde, gerekse sendika gibi STK'lada kongreler, seçimler filan ise külliyen yalandır. Bu siyasi partiler kanunuyla, bu sivil toplum örgütleri mevzuatıyla hiç kimseyi, hiçbir kadroyu, kendileri bırakmadığı sürece, işgal ettiği yerden indirmek de mümkün değildir maalesef.
Ahir kelam;
Bu Kaht-ı Rical devam ettiği sürece, bu ülkede insanlar zekâları ve yetenekleri oranında ıstırap çekip dışlanırken, mevcut kadroların ise hiçbir şey üretmeden, yalan, dolan, vurgun, pantinajla sürekli aynı şeyleri yaparak farklı sonuç bekleme ahmaklığı da maalesef devam edecektir ki zaten farklı sonuç istemiyor, böyle devam etsin istiyorlar.