19 Mayıs, 2026

EGİTİM

 Öyle bir ülke düşünün… Toprağı bereketli, insanı çalışkan, tarihi köklü… Ama geleceği sisler içinde kayboluyor. Çünkü asıl yangın artık ne sınırda, ne sokakta… Asıl yangın, zihinlerde.

Eğitim dediğiniz şey, bir milletin omurgasıdır. O omurga kırıldı mı, ayakta duramazsınız. Bugün bu ülkede olan tam olarak bu.
Eğitim sistemimizin, bilimle, akılla, liyakatle yükselmesi gerekirken; deneme-yanılma tahtasına çevrilmiş durumda. Her gelenin kurcaladığı, her gidenin yarım bıraktığı bir yapı.
Çocuklar artık bilgiyle değil, belirsizlikle yetişiyor. Okullar; öğrenmenin yuvası olmaktan çıkmış, kaygının, güvensizliğin ve yönsüzlüğün üretim merkezine dönüşmüş. Bugün bir çocuk okula giderken ne hissediyor, biliyor musunuz? Heyecan değil. Merak değil. Sadece gelecek korkusu hissediyor.
Evde huzur yok. Sokakta güven yok. Okulda umut yok. Bu üçü yoksa, bir ülkede hiçbir şey yoktur.
Çocuk dediğiniz; hayal kurar, üretir, sorgular. Ama siz o çocuğun zihnini karmaşayla doldurursanız, ona yön yerine belirsizlik verirseniz, yarın o çocuk değil, kaybolmuş bir nesil büyür.
Ve açık konuşalım: Bu bir eğitim krizi değil sadece. Bu, bir milletin geleceğini yavaş yavaş kaybetmesidir.
En tehlikelisi de şu: Bu çöküş bir anda olmadı. Göz göre göre geldi. Herkes gördü. Ama çoğu sustu. Oysa bir ülkeyi çökerten cehalet değil; cehalete razı olan sessizliktir.
Mustafa Kemal Atatürk boşuna demedi: “Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.” diye. Çocuğunu koruyamayan bir toplum, sınırını da koruyamaz, bayrağını da, yarınını da. Bugün çocuklarını ihmal edenler, yarın kaybettikleri vatanın nedenini aramasın. Çünkü cevap açık: Geleceği korumadan, vatan korunmaz.

04 Mayıs, 2026

TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ

 Türkçülük, Balkan, Kafkas, Arabistan cephelerinde etnik ihanetlerle boğulmaya çalışılan bir milletin kendi topraklarında kendi dallarına tutunma hamlesiydi.

İşgalci emperyalistler Türkçülük fikriyatına yenilmiştir.
Türkiye Cumhuriyetini bu fikir kurmuştur.
Bugün de yine etnik ihanetlerle karşı karşıyayken, kabul edilebilir oranın çok üstünde sığınmacı, kaçkın ve kaçaklarla demografik yapımızın bozularak, çok uzak olmayan zaman diliminde kendi topraklarımızda dallarımızı kırma, kurutma alçaklığıyla muhatabız.
Bu alçaklıkları, ihaneti bertaraf etmenin tek yolu ise yine Türkçülük ve Türk milliyetçiliği fikriyatına tutunmak, hamlelerimizi bu fikriyatla planlamak ve harekete geçirmektir.
Başta Atatürk olmak üzere bütün Türkçülere, Türk milliyetçilerine rahmet ve selam olsun.
3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun.