8 Ağustos 2019 Perşembe

doğanın dengesi

“Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikin.”
(Hz. Muhammed)
“Ormandan bir dal kesenin başını keserim.”
(Fatih Sultan Mehmet)
“Ormansız bir yurt vatan değildir.”
(M. Kemal Atatürk)
Peygamberimizin hadisinde de belirttiği gibi ağaçlandırma ve dolayısıyla orman, dinimizce çok önemlidir.
Fatih de ormanın korunmasına;
Atatürk de ormansız bir toprağın vatan olamayacağına işaret etmiştir.
Olaylara din, Osmanlı ve cumhuriyet gözlükleri ile ayrı ayrı bakarsak her durumda, ormanlarımızı korumak ve sahip çıkmak gerektiği sonucuna varıyoruz.
Ormanın oksijen deposu olması veya doğanın dengesi konuları ayrı bir yazı konusu olabilir.
Diyeceğim şu ki: “Orman, dinimizce de bu kadar önemli iken neden hiçbir dini cemaat, tarikat vb orman katliamlarına karşı bir tepki vermez?”
Kendilerince “Ülkenin Müslüman bir ülke olmaması, ormanların yok edilmesini ve maden ve diğer doğal kaynaklarının peşkeş çekilmesini mi gerektiriyor?”
Bence Türkiye Müslüman bir ülkedir, bunun aksini söyleyenler de aslında dinden çıkmış ve emperyalistlerin uşağı olmuş zavallılardır.

Bir dilek tut

Bir dilek tut.. Yarın güzel bir gün olsun artık.. Yeniden 'Ne Mutlu Türküm Diyene' olsun..
"Bir dilek tut.. Etnik parçaların yapıştırılmasıyla oluşan 'mozaik milliyetçiliği'ne teslim olmasın Türkiye artık.. Renklerini istesen de ayıramayacağın 'ebru' olsun, yeniden Ne Mutlu Türküm Diyene olsun.. Bir dilek tut.. Çocuklarımız çocukluklarını, gençlerimiz gençliklerini yaşayabilsin, özgürlüklerimizin üstünü kaplayan kabuk kalksın, altından sağlıklı cilt çıksın artık.. Estetik, zarafet, hoşgörü hakim olsun, hayata gülümseyerek bakılsın artık.. Bir dilek tut. Yarın güzel bir gün olsun artık.."
Ne Mutlu Türküm Diyene

Kaz Dağları

Kaz Dağları 'buzdağının' sadece görünen kısmı!
"Madende kaza olur, yüzlerce vatandaş toprak altındayken 'fıtrat' derler.. Zeytin ağaçlarına göz dikip, betonlaştırmak için yasa çıkarırlar.. Çocuk gelinleri meşrulaştırmaya çalışıp kanun teklifi verirler..
Milli sermayeyi yok pahasına özelleştirirler.. 'Millet bahçesi' diyerek doğal güzellikleri gasp ederler.. 'Maden bulup, zengin oluyoruz' diyerek Kaz Dağları'nı peşkeş çekerler..
Vatandaş;Çaresiz, sinirli, duyarlı, kızgın, tepkili..
Vatandaş; Kendisi için, çocukları için, nefes alabilmek için gitmediği yerlere, görmediği vatan topraklarına yürüyor.. Ağaçlarımız, nefesimiz kesilmesin diye..
Kendi vatandaşını ülke topraklarını koruması için yollara döken, üzerine terörist iması yapıp terör örgütleriyle ilişkilendiren, böyle bir yönetim şekli, böyle bir siyaset anlayışı olabilir mi?
Türkiye'de siyaset çökmüş durumda..
Kaz Dağları 'buzdağının' sadece görünen kısmı..
Kim bilir; bilmediğimiz, görmediğimiz ne doğal güzelliklerimiz yok pahasına talan edildi..
Ama onların derdi başka.. Asgari ücretin 2 bin lira olduğu yerde, utanmıyor, çekinmiyor, gocunmuyor 'vekil maaşları yetmiyor' açıklaması yapabiliyor..
Talan edilen, betonlaştırılan, peşkeş çekilen doğal varlıklarımıza bakıldığında, Kaz Dağları ne ilkti ne de son olacak..
Yola, inşaata; betona odaklanmış bir zihniyette, daha çok milli değerimiz, milli varlığımız yok olup gidecek..
Bugün, Kaz Dağları, yarın bir başka yer.. Ama artık durun!

20 Temmuz 2019 Cumartesi

Yalnızlık İyi Değil

Birlikte yaşamak zorunda olduğumuz insanlar vardır.
Hayatımızı, bu insanları da dikkate alarak düzenleriz.
Bunun adı “O insanları memnun etme arzusu” değil “Birlikte yaşama iradesi”dir.
Sözgelimi çok seviyor olsanız bile eşinizin hoşlanmadığı bir alışkanlığınızdan, çocuğunuzu mahcup edecek bir tutkunuzdan, komşunuzu rahatsız edecek bir davranışınızdan vazgeçebilirsiniz ve hatta vazgeçmelisiniz.
“Onlarla birlikte nasıl mutlu olabilirim?” diye düşünerek yaşamak, insanları sorunsuz bir ilişkiye götürür.
“Tek doğru benim davranışımdır” dayatması, insanları yalnızlaştırır.
Bu yazdıklarıma itiraz eden olur mu bilmiyorum. Herkesin doğru olarak kabul etmesini de beklemiyorum.
Ancak daha önemli bir hususa temas etmeden geçemeyeceğim.
Bireysel ilişkilerde geçerli olduğunu düşündüğüm bu uygulamalar uluslararası toplumda da geçerli olamaz mı?
Uluslararası toplumda, birlikte yaşama iradesini ne şekilde ortaya koymak lazım?
“Her zaman ve sadece ben haklıyım” iddiası nereye kadar taraftar toplar?
Bir karar alınırken danışmak ve muhtemel sonuçlarını iyice değerlendirmek gerekmez mi?
Bir insanın yalnız kalması nasıl iyi bir şey değilse, bir devletin de yalnız kalması iyi bir şey değil.

Güçlü bir insan olmak için diğer insanlarla birlikte yaşamak, güçlü bir toplum olmak için de diğer toplumlarla işbirliği halinde olmak gerekir diye düşünüyorum.
Kim bilir belki de yanılıyorum.

Sevgiyle kalın

Allah, Mehmetçiğin yâr ve yardımcısı olsun

"Ordumuzun bölücü terör örgütü PKK ve uzantılarına karşı yürüttüğü harekâtlardan art arda gelen şehit haberleri Türk Milletini acı ve üzüntüye boğmaktadır. Bayrağı soldurmamak, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü korumak için kanını döken gencecik fidanlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize sabır diliyoruz.. Sivil – asker ayrımı yapmadan haince saldıran bölücü örgütle mücadele kararlılıkla devam etmeli, şehitler ordusunun hiçbir neferinin kanı yerde kalmamalıdır.. Yüce Allah, Mehmetçiğin yâr ve yardımcısı olsun!.. Şanlı Türk ordusu, daim muzaffer olsun!.."
Ne Mutlu Türküm Diyene..

17 Temmuz 2019 Çarşamba

15 Temmuz'un hatırlattıkları

"Türbelerden, yalancı evliyalardan, ölülerden yardım beklemek, medeni bir toplum için lekedir, ayıptır.. Bugün ilmin, fennin bütün kapsamıyla medeniyetin yaydığı ışık karşısında filan ve falan şeyhin irşadıyla saadeti maddiye ve maneviye arayacak kadar iptidai insanların Türkiye medeni camiasında mevcudiyetini asla kabul etmiyorum.. Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatı medeniyedir. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir.."
Mustafa Kemal ATATÜRK..

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Bayram Değil Anma

Bugün 15 Temmuz kalkışmasının yıl dönümü.
“Milli Beraberlik ve Dayanışma Günü” ilan edilmiş.
İsim çok güzel ve böyle bir güne gerçekten ihtiyacımız var.
Ancak bugün, bir bayram olamayacak kadar kötü hatıralarla doludur.
Dünden bu yana yayımlanan mesajları dikkatle inceliyorum.
Öncelikle 15 Temmuz kalkışmasını ben de lanetliyorum;
Yapanlara, yaptıranlara, göz yumanlara, müsamaha edenlere lanet olsun;
Fetullahçı Terör Örgütünü kuranlara, örgütün devlet içine sızmasına sebep olanlara, göz yumanlara, destek olanlara, her istediklerini verenlere, örgüt liderine “dön gel artık, bitsin bu hasret” diyenlere, kalkışma esnasında kamu kurumlarını ve özellikle Özel Harekat Karargahını bombalayarak vatan evlatlarını şehit edenlere, kalkışma olduğundan habersiz sokağa çıkan askerleri linç eden, boğazını kesen böylelikle şehit edenlere lanetler olsun.
Bugünde Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak adına sokağa çıkarak gerçek bir dayanışma örneği gösteren asil Türk Milletini kutluyorum.
Direniş esnasında bombayla, mermiyle, tank ya da araba altında ezilerek yaralanan veya şehit olan bütün vatandaşlarımızı, özellikle büyük bir kahramanlık gösteren Ömer Halisdemir’i şükran ve minnet duyguları ile yad ediyor şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yaralanarak gazi olanlara da şükranlarımı sunuyorum.
Bugünden dersler çıkartılması temennisi ile böyle bir günü bir daha Devletimize yaşatmamasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Türk Silahlı Kuvvetlerini itibarsızlaştırma gayreti içerisinde hareket edip Türk Töresinde olmamasına rağmen masum askerlerimizi linç ederek ya da kafalarını keserek şehit eden hainlerden hesap sorulacağına olan inançla....