10 Şubat, 2026

GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEK VE ÖZ ELEŞTİRİ

 Geçmişiyle yüzleşmek, sorgulamak, kendisinin veya içinde bulunduğu yapının hatalarını kabul ve açık yüreklilikle ifade edip eleştirebilmek, önce aydın ve donanımlı insan olmayı, sonra koca bir yüreği ve sağlam bir karakteri gerektirir...

İşte pek çok kişi bunu beceremez, çünkü yukarıdakiler eksiktir veya tam değildir.
Bunu yapamazlar, çünkü yanlışlarla dolu olduğunu bilse de, bir zamanlar ülkü haline getirdiği, uğruna mücadele ve kavgalar ettiği, bedeller ödediği, hatta oradan kişilik ve sıfat bulduğu bütün değerler bir anda değersizleşeceğinden, geçmişinde ve kişiliğinde büyük bir boşluk oluşacak ve kendini değersiz hissedecektir.
Bu yüzden sorgulamaya yanaşmazlar, en bariz yanlışları bile kabul etmedikleri gibi, bir grubun içinde kendileri fark etmeden bir yerlerin, bir üst aklın amaçları doğrultusunda kullanıldıklarını hiç kabul etmezler.
Kendilerini rahatlatmak için bütün hataları, yanlışları, pislikleri "ulvi davaya hizmet", "dava adamlığı", "davaya, lidere sadakat" kiliminin altına süpürmeyi tercih eder, bu hataları dillendirenleri, sorgulayanları ise hanin, dönek vs. diye nitelerler.
Hatta "Acaba gerçek benim inandığımdan farklı mıdır?" sorusunu sormaya bile yanaşmazlar, bu soru çok ağır gelir oturmamış kişiliklerine...
Yanlışları, hataları bilseler de kabul etmek onlar için kabustur, dünyalarının yıkılacağını sanırlar.
Psikoloji biliminde buna "Derealizasyon" bozukluğu deniyor, ki ileri seviyeleri psikiyatrik tedavi gerektirebilir.

02 Şubat, 2026

ZAMAN AFFETMEZ

 Hayatın dengesi şaşmaz. Ne kadar uzun sürerse sürsün, hiçbir kötülük sonsuza dek hüküm süremez. Tarihte sayısız kez zalimliğin yükseldiği, adaletin susturulduğu zamanlar olmuştur. Ancak her defasında bir kırılma yaşanmış, devran dönmüştür.

İnsan, kendi cehennemini de kendi cennetini de içinde taşır. Kötülük, bir noktada kendini tüketir. Kim bir uçuruma uzun süre bakarsa, uçurum da onun içine bakar.” Zalim, eninde sonunda kendi yarattığı karanlıkta kaybolur. Gücü elinde tuttuğunu sananlar, aslında kendilerini felakete sürükler. Çünkü hayatta hiçbir şey tek bir çizgide ilerlemez; her yükselişin bir düşüşü vardır.
Mevlâna asırlar öncesinden seslenir: “Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyin, çünkü ne ekerseniz, o büyür.” Kötülükle büyüyen, kötülüğün içinde kaybolur. Adalet bazen geç gelir, ama mutlaka gelir.
Zaman, her şeyin en büyük şahididir. Kötülük, sonunda çürüyüp yok olur. Geceler ne kadar uzun olursa olsun, güneş her zaman doğar.