09 Ocak, 2026

DOĞANIN SESSİZ FİLOZOFU TIRTIL

 Dünyada hayal kurabilen iki canlı türü vardır derler…

Biri insan; aklının kıyısına sığmayan evrenler kurabilen, kendi karanlığını bile ışığa çevirebilen o tuhaf, o kırılgan varlık.
Diğeri ise tırtıl; küçücük bedeniyle devasa bir sırrın yükünü taşıyan, doğanın en sessiz filozofu.
Tırtılların yüzde yetmişinde bir “hayalci gen” bulunduğu söylenir. Bilimsel midir bilinmez, fakat hakikat bazen laboratuvarlarda değil, hayatın derin sezgisinde saklıdır. Çünkü gerçekten de hayal kurabilen her tırtıl, kendi mezarını andıran o kozanın içinden bir kefen değil bir kanat çıkarır.
Kanatsız doğar ama kanatlı ölür.
Hayal kuramayan tırtıl ise…
Geldiği gibi gider; gölgede yaşar, gölgede kaybolur.
İnsan da böyledir işte.
İnsanın kaderi, aslında zihninin içinde gizlidir. Hayal kurabilen insan, kendi ruhuna bir kozadır: kendini örter, kendi karanlığından geçer, kendi acılarıyla yoğrulur ve sonunda içinden rengârenk bir hâl olarak doğar.
Çünkü hayal, insanın kendine attığı en uzun adımdır.
Bir çocuk, önce hayal kurar; sonra kalemi tutar.
Bir genç, önce hayal kurar; sonra dağları aşar.
Bir anne, bir baba, bir işçi, bir öğretmen, bir asker, bir sanatçı…
Hepsi önce içinde bir ihtimal tohumunu büyütür.
Hayal kuramayan insan ise, tıpkı o talihsiz tırtıl gibi yalnızca “olanı” yaşar; “olabileceği” hiç öğrenemez.
Hayal kurmayan insan için dünya sadece bir zorunluluklar dizisidir.
Hayal kuran için ise dünya, her sabah yeniden kurulabilecek bir masadır.
Psikolojide “yaratıcı imgelem” diye bir kavram vardır. İnsan zihni, inandığı bir görüntünün içine kendini bıraktıkça, bedenini ve davranışlarını ona göre şekillendirir. Yani insan gerçekte uçmadan önce, önce zihninde havalanır.
Bir şeyin hayalini kurmak, onu mümkün kılmanın ilk adımıdır.
Bir kapının açılması önce hafızada duyulur.
Bir kanadın çırpması önce kalpte hissedilir.
Ve insanın içindeki o küçük kelebek kimsenin görmediği ama herkesin taşıdığı hayal kurdukça büyür.
Bazen korkuların üstüne çıkar, bazen yalnızlığı yumuşatır, bazen “yapamam” diyen sesi susturur.
Hayal; insanın kendine söylediği en zarifsiz yalana benzeyen en zarif hakikattir:
“Olabilir.”
Ve işte o “olabilir” sözü, bir tırtılı kelebeğe çevirir.
Bir insanı da kaderine hükmeden bir ruha.
Bu yüzden, içinde bir yerlerde hâlâ hayal kurabilen herkes için hayat bitmemiştir.
İnsan, ne zaman ki hayal etmeyi bırakır işte o zaman yaşarken ölür.
Tırtılın hikâyesi burada bir metafor değildir; hayatın çıplak gerçeğidir:
Hayal kuran dönüşür.
Hayal kurmayan tükenir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Güzel insanlarla söylenen güzel sözler hiç bir zaman israf değildir. Yeter ki yürekten ve samimiyetle söylensin.
Sevgiyle kalın