13 Ocak, 2026

CEMAAT, TARİKAT GERÇEĞİ

 Her türlü cemaat ve tarikat yapılanması kayıt dışı bütün unsurları içerir ve kendi belirledikleri hiyerarşik bir sistem içinde gizli kapaklı faaliyet gösterirler.

Büyük mali kaynaklar kayıtsız yerlerden elde edilir ve kayıtsızca harcanır veya bir yerlere aktarılır. Bunlar kayıt dışı sektör haline gelmiştir, epeyce kişi geçimlerini ve servetlerini buralardan sağlamakta, büyük mali rantlar elde etmektedirler.
Hepsinde ortak amaç, mali rant elde etmenin yanında, kendilerine ve amaçlarına hizmet edecek eleman yetiştirmektir. Bu maksatla özellikle küçük yaşlarda alınan çocukların beyinleri din iman kisvesiyle ustaca yıkanıp, sadece kendilerine bağımlı hale getirilir, devlet kademelerine ve siyasete yerleştirilip uzaktan kumada edilerek kullanılır.
Bu elemanlar maaşını devletten, emirleri şeyhinden, sözde mürşidinden alır ki şeyh ve mürşidinin de emirleri Tanrıdan almadığı kesindir.
Bu yapılardan bazıları coğrafyamızda din adına radikalliği kendine yöntem edinip, aslında Batının amaçlarına hizmet eden cani terörist yetiştirmek ve terör üretmekle görevlidir. Bunlar rahatlıkla cana, mala, ırza kastedebilir, etik dışı her eylemi ve her türlü hukuksuzluğu yapabilirler, çünkü her şeyi Tanrı adına yaptıklarına inanmış veya inandırılmışlardır. Aslında radikal sayılmayan diğerlerinde de bu zihniyet farklı değildir.
Ortadoğu coğrafyasında birçok cemaat ve tarikat, özellikle 17. yüzyıldan itibaren İngilizler tarafından hasta adam Osmanlıyı içeriden vurmak için satın alınmış veya yerli ve yabancı ajanlarına bizzat kurdurtulmuştur ki bugün halen o çok güçlü cemaatler, tarikatlar bu yapılardır.
Daha sonraları da bunun stratejik ballı bir iş olduğunu gören başta Almanya olmak üzere, diğer Avrupa devletleri ve ABD de bunlardan piyon edinmiş tepe tepe kullanmıştır ve halen kullanmaktadırlar.
Biz bunları yıllardır anlatırken, birileri de toz kondurmayıp, yüceltip, şimdi de bazı cemaat ve tarikatlara olduğu gibi alan açmış, yol vermişken, bunlardan biri olan, Hristiyan dünyasının aparatı Fetö’nün neler yapabileceğini ve yaptığını acı tecrübeyle gördük.
Birileri de, efendim cemaat başka, tarikat başkadır, tarikatlar İslami gerekliliktir, falanca yıldan beri vardır, filan teranesini okuyorsa, bilin ki ya zır cahildir, birilerinin yıkayıp doldurduğu beyinle konuşuyordur, ya da kurnaz bir etki ajanıdır. Oysa pratikte, yapı ve amaç bakımından bugün ikisi de aynı tür kripto, karanlık organizasyonlardır.
Anlattıkları keramet menkıbeleri, şeyhlerinin, şıhlarının, liderlerinin, peygamberden daha ileriye götürdükleri kerametleri, güya hizmetleri, kutsallığı filan da külliyen uydurmadır.
Tarikat ve cemaat, hiyerarşi, amaç, yapılanma olarak önemsiz teferruatlar hariç aynıdır. İslam tarihini biraz bilenler bu yapıların İslam’da olmadığını, bireysel çıkar, güç elde etme, nifak saçma ve politik amaçlar için sonradan ortaya çıktığını, çıkartıldığını bilecektir.
İslami görünüşlü olanların haricinde diğer dinler adına da kripto cemaat ve tarikatlar ülkemizde faaliyet gösterebilmekte, aynı şekilde devlet kademelerine, siyasete çokça eleman sokabilmektedirler.
Aslında İslam'la alakası olmayan, yüzünü kazıyınca altından Hristiyanlık, biraz daha kazırsan altından Musevilik çıkan ama İslami görünüşlü bazı örgütlenmeler uzun zamandır gerek siyasette, gerekse bürokraside etkindirler.
Bugün sadece Türkiye içinde değil, hedef Türkiye olmak üzere yurt dışı İslam kisveli birçok cemaat, tarikat, teşkilat da Avrupalı devletler ve ABD tarafından istenildiği zaman kullanılmak üzere beslenmekte, gelişmeleri için alan ve imkan sağlanmaktadır.
Falanca cemaat/tarikat kötüdür, filanca cemaat/tarikat iyidir diye bir şey yoktur. İslam'ın ve insanlığın bu yapılara ihtiyacı yoktur ama gayrimeşru güç elde etmek isteyenler ve içeriden dışarıdan istihbarat yapıları için verimli ve elverişli araçlardır.
Din iman kisvesiyle kamufle edilmiş ve çok büyümüş, iç ve dış güvenlik sorunu, İslam’ın ve Türk devletinin beka sorunu, toplumun baş belası haline gelmiş bu yapılar mutlaka kontrol altına alınmalı, hatta yok edilmedir...

5 yorum:

  1. Satır satır büyük bir dikkatle okunması, anlaşılıp algılanması gereken bir yazı. Gerçeklerin dile getirilmesi üzücüdür, can yakar. Ancak çok geç olmadan düşünmeyi, önlem almayı zorunlu kılar. 3. paragraf yazının bir özeti gibi.
    Sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar.
    Cemaat ve tarikatların ülkemizde neden var oldukları herkesçe malumdur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunları silip süpürmek için elinden geleni yapmıştır. Ancak, cemaat ve tarikatlar izlerinden yeniden doğmuşlar ve ülkemiz içinde zararlı faailyetlerine devam etmektedirler. İktidardan beslendikleri için de çok hızlı bir şekilde çoğalmaktadırlar. Yakında bir İran'da biz oluruz. Ondan sonrası da malumdur.
    Kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
    Selam ve muhabbetle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değerli yorumunuz için teşekkür ederim Recep bey Cemaatler meselesi,
      bu ülke için mülteciler meselesinden
      daha sinsi ve daha önemli bir beka meselesidir!.. saygılar

      Sil
    2. İslam da dahil bütün dinlerin yasakladığı ve münafıklığın en büyük alameti olan yalan, artık o kadar normalleştirildi ki, hem yalanların içinde yaşıyor, hem Allah'tan rahmet ve mağfiret bekliyoruz.
      Aslında bu beklentimiz bile yalan, Allah'a da yalan söyleyerek, rahmeti mağfireti bir takım siyasilerden, kişilerden umarken, yalanlarla, yalancılardan elde edilen menfaat, makam ve dünyalığı da sevinerek kar hanemize yazıyoruz...

      Sil
    3. Merhabalar.
      Sayın üstadım. Günaha girmemek için kendimi zor tutuyorum. İkinci yorumunuzda bahsettiğiniz gibi yalan, münafıklığın en büyük alameti ve Müslümana yakışmayan bir eylemdir. Ancak Allah'a bile yalan söyleyen Müslümandan ne beklenir ki? İnancında ve imanında samimi olmayan birinin ne Müslümanlığına, ne de insanlığına güvenilmez. Allah hidayet versin.
      Selam ve muhabbetle.

      Sil

Güzel insanlarla söylenen güzel sözler hiç bir zaman israf değildir. Yeter ki yürekten ve samimiyetle söylensin.
Sevgiyle kalın