Şehadetinin 17. yılı...
Muhsin Yazıcıoğlu, mevcut "kast sisteminin" adamı değildi. Bu sistem, Fetö ve ilişkiler ağı hakkında ciddi bilgilere sahipti.
O fakir mahallede büyümüş, Anadolu'nun kavruk bir Türk çocuğuydu.
Katline yol açan hatası ise, başkalarınca sürüldüğünü anladığı tarlasında ciddi bilgilere ulaşması ve bu bilgileri uygun zemin ve zamanda ifşa etmek üzere sadece kendisinin muhafaza etmek istemesiydi.
Ayrıca, yanındaki dost sandığı bazı kişilerin ne mal olduğunu, nerelere hizmet ettiklerini geç fark etmişti.
Atatürk hakkında paradigması değişmiş, İslamcılık yerine sivil Türk milliyetçiliğini öncelemiş, kendi tabanına Atatürk'ün çok büyük bir değer olduğu, onun anlaşılması ve ilkelerine sahip çıkılması gerektiği mesajlarını vermeye başlamıştı.
Katlinden sonra timsah gözyaşları döken en yakınındaki bazı şahsiyetler ve dönemin egemenlerinin cinayetteki sorumluklarının gelecek zaman dilimi içinde açığa çıkartılacağını ve birçok kişinin çok şaşıracağını tahmin ediyorum.
Şimdi rahmetlinin partisini devralanlar ve onun dava arkadaşı ayaklarıyla devamı olduğu izlenimi verenler, rahmetlinin son geldiği vizyonla, ilkeleri ve zihniyetiyle alakası olmayan şarlatanlardır.“Bir ömür duruş, bir isim: Muhsin Yazıcıoğlu”
Vefatı; sadece bir liderin kaybı değil, ilkeleriyle yaşayan bir iradenin hafızalara kazınması oldu.
Aradan geçen yıllara rağmen; sözü, mücadelesi ve bıraktığı iz hâlâ yol göstermeye devam ediyor.
Vefatının yıl dönümünde Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Vefatı; sadece bir liderin kaybı değil, ilkeleriyle yaşayan bir iradenin hafızalara kazınması oldu.
Aradan geçen yıllara rağmen; sözü, mücadelesi ve bıraktığı iz hâlâ yol göstermeye devam ediyor.
Vefatının yıl dönümünde Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Güzel insanlarla söylenen güzel sözler hiç bir zaman israf değildir. Yeter ki yürekten ve samimiyetle söylensin.
Sevgiyle kalın