19 Mart, 2026

DİN VE KÜLTÜR İLİŞKİSİ

 Kültür, bir toplumun duyuş ve düşünüş birliğini oluşturan, gelenek, görenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce ve alışkanlık olgularının tümü olarak aslında toplumun karakteridir.

Tarih sürecinde oluşmuş toplumsal kültürün geri planında, kendi coğrafyasında ve kendi şartlarındaki deneyimler ve akıl vardır. Bu akıl birçok yönüyle de statik değil dinamiktir.
Din ise, ilahi olan veya olmayan yapısıyla, bireyden başlayarak toplumsal hayatı düzenlemek için konulmuş etik ve ahlaki kurallar bütünüdür. Bu amacın dışında veya bu amaca hizmet etmediği halde din olduğu iddia edilen kurallar, sözler, hikayeler, ritüeller ise genellikle birilerinin kendi menfaatleri için uydurmalarıdır.
Toplumların kendi kültürünü din haline getirmesi tarihte sık rastlanan durumdur. Bunlar ilahi sayılmayan dinlerdir ve günümüzde de Budizm, Şintoizm vs. gibi dinlerle devam etmektedir.
Ancak günümüzde ilahi olduğu söylenen dinlerde durum karışıktır. Bu ilahi olan dinlerde, ilahi olduğu söylenen kurallar yerine kendi alışkanlık, menfaat, kültür ve geleneklerini din haline getirmiş toplumlar, ilahi olmayan dinler kadar bile olamayıp, yozlaşmış, etik ve ahlaki değerleri aşınmış, akıldan, bilimden uzaklaşmış toplumlar olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye gibi kendi kültürünü bile değil, Arap ve Fars kültürünün en yozlaşmış halini din kabul eden, birilerinin uydurmalarını dinin gereği zanneden, kendi kültürünü de böylece yozlaştıran toplumlar, kutsal kişiler, yapılar icat edip, onların uydurmalarıyla, dogmalarla, akıl ve vicdan dışı işlerle, bilimden, akıldan uzaklaşıp, ahlaki ve etik açıdan kokuşmuşluk, geri kalmışlık ve çöküntüyle karşı karşıya kalıyor.
Kültürünün bilincinde olmadan, dinini kültürüne ekleyemeyip, dinini kültürü veya kültürünü din sanan ve bunun ayrımında olamayan, kendi kültürünü de yozlaştırıp başka kültürleri, uydurmaları din sanan toplumların türlü olumsuzluklar, ahlaksızlıklar, hukuksuzluklar ve sefalet içinde kıvranması kaçınılmazdır...
Bugün bu durumu yaşıyoruz.

3 yorum:

  1. Merhabalar Üstadım.
    Yazınızı okudum. Din ve kültür ilişkisini o kadar güzel ve anlaşılır bir biçimde paylaşmışsınız ki sizi kutlarım. Kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.

    Din, tüm toplumların yumuşak karnıdır. Din, bireylerin en temel inanç ve duygularına hitap etmesi nedeniyle toplumsal yapılarda hem güçlü bir bağlayıcı hem de hassas, kolay manipüle edilebilir bir "yumuşak karın" olarak işlev görebilir. Bu alan; siyasi manipülasyonlar, kültürel çatışmalar veya dogmatik yorumlar üzerinden toplumsal huzursuzluk yaratmak için sıkça kullanılabilen kırılgan bir noktadır.
    Yarın Ramazan bayramıdır. Bu vesileyle bayramınızı kutlar; sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmenizi dilerim.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün dinler ortaya çıkarken temel olarak tümevarım sistemi üzerine kurgulanmıştır.
      Yani bireyler düzeltilirse, ahlak ve etik sahibi olursa, bu bireylerden oluşan toplum düzgün ve adaletli olur, dolayısıyla dünya da düzelir teorisi vardır temelde.
      Ancak, siyasal yapılar, din feodalitleri, ruhban sınıfı, ellerindeki gücü ve imtiyazı kullanarak bu teoriyi tersten uygulamaya çalışmıştır hep.
      Yani tümdengelim tercih edilmiş, topluma bir dini dayatıp kabul ettirince insan da düzelir sakat anlayışı hakim olmuştur ekseriyetle.
      Toplumlara dini kabul ettirebilmek için, zamana ve çağlara göre değişen, çoğu zaman akıl ve mantık dışı, kendi kafalarındaki veya menfaatlerine uyan dinin sunumunu yaparken, aslında ahlak, etik ve adaleti bir yana koyup, dayatmalar, baskılar yapmış, savaşlar çıkarmış, din adına insanları katletmiş, toplumları sefalete ve mutsuzluğa sürüklemişlerdir.
      Dinin adının ve hangi coğrafyada yaşandığının önemi olmadan şimdi de değişen bir şey yoktur. Kimi zaman siyaset aracılığıyla, kimi zaman mahalle baskısıyla, kimi zaman eğitim sistemi üzerinde oyunlarla, kimi zaman menfaat ve çıkar teminiyle, cemaat ve tarikatlarla, özellikle cehalet kullanılarak aynı sistem devam ettirilmektedir.yorumunuz içın teşekkür ederim recep bey Ramazan'ın manevi ikliminden sonra gelen Bayram coşkusuyla dolu dolu yaşayın. Dualarınızın kabul olması, huzur dolu bir Bayram geçirmeniz dileğiyle... Bayramınız mübarek olsun!

      Sil
  2. Valla kusura bakmayın, tüm dinlerin çok yaygın bir tür psikolojik hastalığı olduğuna inanıyorum. Tehlikeli bir hastalık. Yani insanlara, hayvanlara (bu hayvanlar kedi, köpek, şempanze, baykuş vs. olabilir) toplumlara, dünyaya çok zararı da oluyor. Sebeplerini, örneklerle anlatmaya kalkmıyorum çok, çok uzun. Sayfalar sığmaz. Bu bağlamda ben de akıl hastası sayılırım; çünkü hâlâ bir yerlerde belki duaları kabul eden, secdeleri makbul eden bir Tanrı'nın olduğuna inanıyorum.
    Saygılar.

    YanıtlaSil

Güzel insanlarla söylenen güzel sözler hiç bir zaman israf değildir. Yeter ki yürekten ve samimiyetle söylensin.
Sevgiyle kalın